|
ibrahim
|
 |
« : Haziran 19, 2007, 13:20:59 % » |
|
Türkiye genelinde mayıs sonu ve haziran ayının ilk haftasında etkili olan yağışların, sulak alanların beslenmesinde kayda değer bir katkı sağlayamadığı bildirildi.
WWF-Türkiye Su Kaynakları Program Müdürü Buket Bahar Dıvrak, sulak alanlar ve yeraltı sularının temel olarak kışın düşen kar yağışları ve mevsimlere göre yayılan dengeli yağmurlarla beslendiklerini, ancak son dönemdeki sağanak yağışların, yeraltı su kaynaklarını besleyemediğini ve sulak alanlar için de yeterli olmadığını söyledi.
Ülkenin birçok yöresinde özellikle mayıs sonu ve haziran ayı başında sağanak şeklinde yağışlar görüldüğünü ifade eden Dıvrak, ''Son dönemde meydana gelen yağışlar, kısa süreli ve sağanak şeklinde olması nedeniyle yetersiz suya sahip sulak alanların beslenmesinde kayda değer bir katkı sağlayamamıştır'' dedi.
''SU SEVİYELERİNDE KAYDA DEĞER ARTIŞ GÖZLEMLENMEDİ''
Buket Bahar Dıvrak, WWF-Türkiye tarafından yapılan en son arazi çalışmaları sonucunda, sulak alanların yağışlardan yeterli yararı göremediğinin tespit edildiğini belirterek, şunları kaydetti:
''Gediz havzasına alınan yağışların yüzeysel çiseleme şeklinde meydana geldiği, yalnızca alanın birkaç gün nemli kalmasına yardım ettiği, ancak önümüzdeki günlerde kuraklığın kaçınılmaz olduğu göze çarpmaktadır. Tuz Gölü'nde yağışlar az miktarda ve beklenenden geç alınmıştır. Aynı şekilde Ereğli Sazlıkları, Uluabat, Manyas, Bafa ve Eğirdir, Sultansazlığı ve Tuzla Palas göllerinde yağışların kısa süreli ve az olduğu, su seviyesinde kayda değer bir artışa neden olmadığı gözlemlenmiştir.''
Buket Bahar Dıvrak, küresel ısınmanın günlük hayata ilk etkisinin beklenmeyen hava olaylarının meydana gelmesinde kendisini gösterdiğine dikkati çekerek, mevsimlerin kayması, yağışların düzensizleşmesi, aşırı sıcak günlerin sayısının artmasının bunlara birer örnek olabileceğini bildirdi.
''AKDENİZ HAVZASINDA YAĞIŞLAR YÜZDE 20 AZALDI''
Küresel ısınmaya bağlı olarak dünyanın bazı bölgelerinde kasırga, fırtına, sel ve taşkınlar, bazı bölgelerde uzun süreli, şiddetli kuraklık ve çölleşme yaşanacağının bilindiğini ifade eden Dıvrak, Türkiye gibi kurak-yarı kurak iklim kuşağında bulunan ülkelerde ise en büyük sorunun kuraklık olacağını belirtti. Dıvrak, şunları söyledi: ''WWF olarak yaptığımız bir araştırmaya göre, tüm Akdeniz havzasındaki 16 ülkede yağışlar son 25 yılda yüzde 20 azalmış durumda. 2050'ye geldiğimizde, deniz seviyesinin Akdeniz'de 20-40 santimetre artması bekleniyor. Bu durumdan en çok zarar görecek ülkeler, Türkiye ve Cezayir ile deltaları olacak.''
Dıvrak, sulak alanların yer altı sularını besleyerek, taban suyunu dengeleyerek, sel sularını depolayarak, taşkınları kontrol ederek, kıyılarda deniz suyunun girişini önleyerek bölgenin su rejimini düzenlediklerini, nem oranını yükselterek, başta yağış ve sıcaklık olmak üzere yerel iklim elemanları üzerinde olumlu etki yaptıklarını bildirdi. Dıvrak, özellikle Konya havzasında son yıllarda görülen don olaylarının temel sebebinin bölgedeki sulak alanların küçülmesi veya tamamen kuruması olduğunu bildirdi.
''HUBUBAT ÜRETİMİNDE YÜZDE 50 ORANINDA KAYIP OLACAK''
Buket Bahar Dıvrak, bölgede sulak alanların sağladığı mikro klima etkisinin ortadan kalkması nedeniyle bu olayların yaşandığını ve tarımsal üretimde ciddi kayıplar olduğunu belirterek, şunları söyledi: ''Örneğin, bu sene hububat açısından özellikle İç Anadolu'nun Konya ve Eskişehir ovalarında beklenen yağışların olmaması nedeniyle ciddi bir durum söz konusu. Bölgede haziran sonuna kadar düzenli yağış almadığı takdirde, hububat üretiminde yaşanacak kaybın yüzde 50 oranında olacağı öngörülmektedir. Sağladığı bunca hayati işlev ve değere rağmen sulak alanlarımız gün geçtikçe kurumakta ve kirlenmektedir. Aslında bütün bu sorunların temelinde su kaynaklarına olan bakışımız, sektörel su kullanımlarımız ve su politikalarımız yatmaktadır. Sulak alanların kaybedilmesinde en büyük etken, yanlış tarımsal sulama yöntemlerinin kullanılması, yer altı sularının kontrolsüz şekilde çekilmesi ve suyun akış yönünün değiştirilmesidir. Türkiye'deki organize sanayi bölgelerinin yüzde 25'inde atık sular arıtılmadan doğal ortama verilmektedir. Diğer taraftan, Türkiye'deki 3 bin 215 belediyenin sadece yüzde 8'inde arıtma tesisi vardır. Alıntı
|